Sağlıklı ve Uzun Soluklu İlişkilerin Tipik 6 Özelliği

İlişkinin uzun süreceğini nasıl bilebilirsin? Uzun sürmesi gereken bir ilişki olduğunu nereden biliyorsun? Şu an yaşadığın ilişkinin hayatının ilişkisi olduğundan nasıl emin olabiliyorsun? İlişkinin ne kadar güçlü ve mutlu olacağını tahmin edebilmek ne kadar da güzel olurdu, değil mi?

Konu aşk olduğunda birçok insan temkinli ve hatta çekingen oluyor. Bunun için kimse seni suçlayamaz çünkü günümüzdeki ilişkilerle ilgili istatistikler hiç de iç açıcı değil. Herkes ilişkisinin sonsuza dek sürmesini ister ama bir yandan da içinde hep bir kuşku duyar.

Eğer uzun ilişkinin sırrı nedir bilirsen, o zaman ilişkin kolaylık bütün zorlukların üstesinden de gelebilir ama bu sırrı çözebilir misin?

Düşünmek için kendini şartlandırdığının aksine aşk tahmin ettiğinden çok daha uzun sürüyor.

2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre, evliliklerinde 10 yılını doldurmuş çiftlerin yüzde 40’ı aralarındaki aşkın hala yoğun bir biçimde devam ettiğini söylüyor. Aynı çalışmaya göre 30 yıldan daha uzun süredir evli kalan kadınların yüzde 40’ı ve erkeklerin yüzde 34’ü eşlerine hala yoğun bir şekilde aşık olduklarını söylüyor.

İlişki dediğin şey aslında aldığın bir risk ama ilişkinin uzun süreceğinin sinyallerini veren bazı işaretler de var. Yani ilişkinin kalıcı olması için başkalarından uzun ilişki için tavsiyeler almana gerek yok. Aşağıdaki altı maddeyi okuduğunda uzun süreli ilişki için ne yapılmalı sorusunun yanıtını da bulmuş olacaksın.

İşte, başarılı ve uzun süreli ilişkilerin tipik altı özelliği:

1. İlişkiler Birbirini Affetme Üzerine Kurulu

Sen ve partnerin ilişkinizde yaşadığınız bir uyuşmazlıkla nasıl başa çıkıyorsunuz? Sorun ilişkilerdeki yanlış anlamalar değil, sorun bu gibi konularla nasıl başa çıktığınız veya çıkamadığınız. Sağlıklı bir ilişki, yaşanan uyuşmazlıkları azaltmaya veya ortadan kaldırmaya çalışmaz çünkü sağlıklı ilişkilerde taraflar arasında uyuşmazlık da olmak zorunda.

“Sağlıklı bir ilişki istiyorsan kendine seçeceğin partnerle birlikte uğraşman gereken bir dizi sorun seçtiğini de bilmen gerekir.”

Dünyada ara sıra kavga etmeyeceğin, sinirini bozmayacak ve şikayet etmeyeceğin bir partner yok. Kesinlikle ara sıra kavga etmek iyiye işaret. Araştırmalar, evliliklerinde üç yıldan uzun bir süre boyunca hiç tartışmayan kişilerin sağlıksız ilişkilere sahip olduklarını gösteriyor.

Sağlam ve sağlıklı ilişkilerde tartışmak bir kıyamet işareti değil, gayet sağlıklı ve doğal bir süreç. Mutlu çiftler karşı tarafa saldırmak yerine dikkatlerini sorunlarını nasıl çözeceklerine verir. Aynı zamanda sorunu çözdükten sonra birbirlerini affeder ve konuyu kapatarak, unuturlar.

“İlişkinin ne kadar sağlıklı olduğu çiftlerin yaşadıkları uyuşmazlıklardan sonra ne kadar hızlı bir şekilde tekrar bir araya gelmeleri ile ölçülür.”

Sağlıklı ilişkisi olan çiftler, yaşanan hayal kırıklarından sonra birbirlerini affetmek için girişimlerde bulunur.

Sevgiliyle Sorunlar Nasıl Çözülür?

Sağlıksız ilişkiler genellikle çiftin uyuşmazlıkları ve sorunları çözme konusunda hiç girişimde bulunmadığı veya sürekli başarısız oldukları ilişkiler.

Kavga ettikten sonra partnerine karşı öfken dinmiyor mu? Yanlış anlamalar sonucunda bile kin tutmaya devam mı ediyorsun? Önemli sorunları konuşmak yerine kendi içine mi atıyorsun? Veya partnerin seni yanılttığında duygusal açıdan kendini mi kapatıyorsun?

Birbiriniz arasındaki duygusal bağı yeniden oluşturmak ve ilişkini tekrar yoluna koymak için içindeki arzu, o an hissettiğin duygularını bir kenara koymanı sağlamalı.

Çoğu zaman insanlar haklı olmak ile mutlu olmak arasında bir seçim yapar. Kin tutmak sadece ilişkini mahvetmeni sağlayacak küskünlüklere yol açar.

Sorun ne hakkında kavga ettiğiniz değil, sorun ne hakkında nasıl kavga ettiğiniz.

2. İlişkiler Hep Bir Macera Arayışında Olur

Can sıkıntısı bir ilişkinin uzun soluklu olmasının önündeki en büyük engel. Bir süre evli kaldıktan sonra çiftler artık hayatlarının sürekli tekrarlayan, kolay tahmin edilebilir, ilgi çekici olmayan ve sıkıcı bir döngüye girdiğini düşünmeye başlıyor.

Kariyer, çocuk ve diğer sorunlarla birlikte partnerinle arandaki bağı koruman giderek daha da zorlaşıyor.

Araştırmalar, hala birbirine yoğun bir aşk duyan çiftlerin sürekli olarak birlikte yapabilecekleri yeni etkinlikler arayan çiftler olduğunu gösteriyor. Yeni etkinlikler heyecan vericidir ve çiftlerin bağlarını pekiştirmesine yardımcı olur ve ilişkideki kıvılcımı ateşler. İlişkinde sürekli macera arayışında olmak, sürekli olarak bu duyguları yaşamana yardımcı olur.

İlişkiden Sıkılınca Ne Yapmalı?

Araştırmalar, heyecan verici etkinliklerde yer aldıktan sonra çiftlerin ilişkilerinde daha mutlu olduklarını gösteriyor.

Yaşayacağın yeni deneyimler beynindeki ödül sistemini harekete geçiyor. Yeni şeyler, beyninin dopamin ve norepinefrin salgılamasına neden oluyor. Bu hormonlar aynı zamanda ilk aşık olduğunda salgılanan hormonlar. Birlikte heyecan verici şeyler yapmak, ilişkinizin başlarında yaşadığınız heyecanın aynısını yaşamanıza yardımcı oluyor.

3. İlişkiler Yakınlık Üzerine Kurulur

Evlilik terapistleri cinsel hayatlarında mutlu olmayan çiftlerin ilişkilerinde sorun yaşayacaklarını ve hatta bu sorunun ayrılığa kadar gidebileceğini belirtiyor. Heyecan verici ve sağlıklı bir ilişki için çiftlerin cinsel yaşamları hayati önem taşıyor.

İşin ilginç tarafı ise ne kadar çok cinsellik yaşarsanız, bu konu hakkında o denli istekli oluyorsunuz. Aynı zamanda bunun tam tersi de geçerli yani ne kadar az cinsellik yaşarsanız o kadar az istekli oluyor ve birbirinize karşı daha zayıf bir bağ hissediyorsunuz.

Cinsellik aranızdaki aşkı körükler. Cinsellik sırasında beyniniz oksitosin salgılar. Oksitosin aynı zamanda bağlılık hormonu olarak da biliniyor ve mutlu çiftler her yıl ortalama 74 sefer cinsel konularda paylaşımda bulunuyorlar.

Evlilikte Cinsellik Yoksa Ne Olur?

Eğer yeteri kadar cinsellik yaşamadığını düşünüyorsan bunun sadece seksten ibaret olmadığını bilmek içini rahatlatabilir. Oksitosin sadece en samimi anlarında değil aynı zamanda sevdiğin kişiye dokunduğunda, el ele tutuştuğunda, sarıldığında ve hatta uzun süre göz temasını koruduğunda da salgılanıyor. Araştırmalar, sevişmeden hemen sonra erkeklerin oksitosin seviyelerinin yüzde 500 arttığını gösteriyor.

4. İlişkiler Güven Üzerine Kurulu

Bir ilişkinin uzun süreli olabilmesinde en önemli belirleyici güven. Eğer çiftler arasında güven olmazsa o ilişki de sağlıklı ve güçlü olmaz.

Partnerin güvenilir biri mi? Ona güvenebilir misin?

Partnerin için sen nasıl birisin? Güvenilir misin? Yaptığın bazı harcamaları ondan saklıyor musun? Partnerinin bilmediği başka ilişkilerin var mı? Gerçek duygularını partnerinden saklıyor musun?

Güçlü ilişkileri olan çiftler birbirlerinden sır saklamaz.

Ya Sevgiliniz Sizden Bir Şey Saklıyorsa?

Paranoyaklaşma. Partnerinin sana henüz tamamen dürüst olmadığı küçük şeylere odaklanmana gerek yok.

Bunu yerine daha büyük şeylere odaklanmalısın. Belki sana avukat olduğunu söylemiştir ama aslında başka bir iş yaptığını öğrenmişsindir. Veya sana çocukları çok sevdiğini söylemiştir ama daha sonra asla bir çocuk istememek konusunda ısrar etmeye başlamıştır.

Eğer partnerine inancın veya güvenin yoksa, partnerin de kendisine asla inanamaz.

5. İlişkiler Ortak Bir Gelecek Planı Etrafında Şekilleniyor

Uzun soluklu ilişkiler için çiftlerin beklentileri arasında ne kadar çok benzerlik olursa kadar iyi. İnsanlar bir ilişkiye başlamadan önce özellikle sahip oldukları değerleri ve hedefleri koruyabileceklerinden emin olmak istiyor.

Ortalama evli kalma süresi 43 yıl olan çiftler üzerinde yapılan araştırma, çiftlerin sahip oldukları temel değerler, ilgi alanları ve hayata bakış açıları konusunda birbirilerine çok benzediklerini ortaya koyuyor. 2009 yılında yapılan bir çalışma ise en mutlu çiftlerin karakter olarak da birbirine en çok benzeyenler olduğunu kanıtlıyor.

Araştırmaya katılan çoğu çiftin belirttiği bir diğer şey de, farklılıkların birbirini tamamladığı ilişkiler sadece filmlerdeki kurgusal ilişkiler oldukları ve böyle bir farklılığın evlilik konusunda işe yaramadığı.

Farklı araştırmalar da insanların kendilerinden farklı olan kişileri daha çekici bulduklarını ama bu gibi ilişkilerin kısa süreli olduklarını destekliyor.

Uzun süreli ilişkiler için çift arasında ne kadar çok benzerlik olursa, ilişkilerinin güçlü ve sağlıklı olma ihtimali de o kadar artıyor.

Bir İlişkinin Amacı Ne Olmalı?

İlişkinin ortak amacı, çiftlerin birbiriyle uyumlu bir şekilde yaşayabilmesi olmalı.

Çift olarak amaçlarınız neler? Birlikte bir aile kurmak istiyor musunuz? Gelecekte beraber bir ev satın almak istiyor musunuz? Kaç çocuk yapmak istiyorsunuz? Bu gibi sorulara benzer yanıtlar vermek ilişkinin ileride daha da güçleneceği anlamına geliyor.

Eğer bir şekilde partnerinin kendi planlarında yer almasını istemediğini fark edersen o zaman bunu hayatına onsuz devam etmen için bir işaret olarak kabul etmelisin.

6. İlişkiler Ortak Kırılganlıklar Üzerine Kurulu

Neden çoğu insan aşık olmaktan çok korkuyor? Neden insanlar bir başkasına karşı bağlılık duymaktan korkuyor? Bunun sebebi karşı tarafın kendilerini kıracaklarından çok korkmaları.

İşte ilgi çekici bir gerçek: çoğu insan bir ilişkiye başlamak istiyor ama kendilerini karşı tarafa açmak ve sonucunda da incinmekten korkuyor.

Araştırmalar, insanların incinmekten korkmalarının sebebinin reddedilme korkuları olduklarını gösteriyor. Eğer biri göründüğün kadar mükemmel, akıllı veya güçlü olmadığını fark ederse, seni artık sevmeyeceklerini düşünüyorsun.

Ne yazık ki, incinme riskini almadan sağlıklı bir ilişki kurmak mümkün değil. Kırılganlık, ilişkindeki güçlü bağı oluşturabilmenin sırrı. Birinin seni sen olduğun için sevdiğini bilmek ve bir başkasını olduğu gibi kabullenerek sevmek hayatında yaşayacağın en tatmin edici duygulardan birisi.

İncinme korkusu, insanın kendisini sabote etmesine neden oluyor. İncinme korkun bir ilişkiye kendini tamamen vermeni de engelliyor.

İlişkinde Kendinin veya Partnerinin Bu Gibi Korkularının Olmadığını Nasıl Bilebilirsin?

İncinme korkunun olup olmadığını öğrenmek için aşağıdaki soruları yanıtlaman yeterli:

  • Partnerinin kabul etmeyeceğini düşündüğün kişiliğinin bazı kısımlarını ona göstermekten korkuyor musun?
  • Partnerinle arana az da olsa mesafe koymak kendini güvende ve kontrolde hissettiriyor mu?
  • Gerçek duygularından bahsetmek ve farklı konuları tartışmak için çekiniyor musun?
  • Partnerinin sana ihanet edeceği veya seni terk edeceği konusunda yoğun bir korkun mu var?
  • Kendini güvence altına almak adına arandaki mesafeyi korumak için hep yanlış partnerler tercih ettiğini düşünüyor musun?

Kırılgan olmak kimi zaman bir zayıflık işareti olarak algılanıyor ama aslında bu oldukça güçlü bir özellik. Kırılgan biri olabileceğini kabul edebilmek karakterinin ne kadar güçlü olduğunu kabul etmen ve kendine ne kadar güvendiğini bilmen anlamına geliyor. Senin için doğru kişi senin bu hassasiyetini bilir ve seni her zaman olduğun gibi kabullenir.

Kırılgan olmak aslında çok çekici bir şey. Dürüst insanlar genellikle kendine özgü ve kusursuz olmadıklarını kabul eden insanları daha samimi buluyor.

Son Söz

Uzun bir ilişki istiyorsan kendini ilişkine adamak zorundasın. Unutma ki, komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

En büyük ilişki katili ise kendi ilişkini başkaları ile kıyaslamak. Çoğu insan diğer çiftlerin kendilerinden daha güzel ve mutlu olduklarını düşünmeye meyilli.

Mutlu çiftler ise diğer ilişkilerde işlerin nasıl gittiği ile ilgilenmez. Onlar sadece kendi ilişkilerine ve mutluluklarına odaklanır.

Eğer ilişkine yeteri çabayı harcarsan ve yeteri kadar zaman tanırsan, ilişkini istediğin bir seviyeye kolayca getirebilirsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir